YUVADAN BİR KUŞ UÇTU

11/9/2007 -Kategori: GULER DUGUN

 

Merhaba,

15 günlük bir aradan sonra tekrar sizlerle birlikte olmanın mutluluğu içindeyim sevgili dostlar.

İzinlerimi mümkün olduğu kadar dolu dolu geçirmeye çalışırım hep.Çok şükür yine düşündüğümden de güzel bir tatilin arkasından işimin başında ve sizlerin karşısındayım.Abbas Yolcu başlıklı yazımda olmasını umduğumu belirttiğim gibi,mutlu anılar, yeni insanlar, güzel fotoğoraflar biriktirerek döndüm tatilden.Zaman içinde hepsini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

 

 

 

Bugün kardeşimin düğününü anlatmak istiyorum.

 

Biz iki kız iki erkek olmak üzere dört kardeşiz.Kardeşim Hakan'ın 2005 yılındaki düğününden sonra evimiz ikinci bir düğünle daha şenlendi.Kızkardeşim Güler baba ocağından uçup kendi yuvasına kondu.

  

Güler benden  beş yaş küçük.Ama bana daha da küçük gibi gelmiştir.Sanki annem, babam, ben yanında olmazsak düşerde canı yanar, onun canı yanınca bizim de canımız yanar gibi gelmiştir hep.Hem işi hem evi nasıl götürecek bu ÇOCUK diye düşündüm aylarca.Meğerse sandalyeye oturunca ayakları yere değiyorsa büyümüş demekmiş de ben fark etmemişim.

 

 

 

Ne çeyizi evden çıkarken Gökhan sandığa oturduğunda, ne Hakan beline kırmızı kurdelasını bağlarken hiç fark etmemişim büyüdüğünü.

Taaa ki nikah masasındaki sandalyeden EVET dediğini duyuncaya kadar.

 

Evet kardeşim büyümüş, gelinlik kız olmuş ve şimdide yuvadan uçuyor....

 

Annemle babama baktım hemen. Canlarım, gözleri nemli, yüzlerinde gülmekle ağlamak arasında bir ifade,

küçük kızlarının kişilik sahibi, sağlam, merhametli, dürüst, adam gibi bir adamla hayatını birleştiriyor olmasının verdiği mutlulukla nasılda candan alkışlıyorlar.

 

 

 

 

 

Emirhan'cık bile çok çok neşeliydi o gün...

 

 

 

Canım Gökhan' ım ve canım Aytaç' ım birbirlerine ne kadar da benziyorlar değil  mi?

Güzel yüzlü, güzel yüreklilerim benim...

 

 

Ya Meral teyzeme ne demeli.

Yıllardır evin hem annesi hem babası olmuş.Bir tarafında Deniz gözlü oğlu Yalçın, diğer tarafında çimen gözlü oğlu Aytaç'la nasıl da gururla alkış tuttu büyük oğlu Aşkın'ın mutluluğuna.

 

 

 

 

Nikahtan sonra gerçekten muhteşem bir düğün töreni oldu.Karadeniz horonları doğu halaylarını, Ege efelerinin zeybek havaları Ankara misketlerini kovaladı. Aşkın, Yalçın, Aytaç ve Gökhan'ın harmandalı oynaması, Güler'in azeri oynarken kuğu gibi süzülmesi izlemeye değerdi. Güler'le  büyük aşkı Aşkın'ın " ... ben senin sebebune kaldım İstanbul' larda..." türküsünde yaptıkları düet gecenin olayıydı.

 

Daha neler neler...

Beykoz'da yıldızların altındaki kına gecesinden sonra Merzifon'da gece boyunca muhteşem bir beş saat yaşadık.

 

 

 

 

 

Güzel kardeşlerim sevgili Güler ve sevgili Aşkın,

En kötü gününüz böyle olsun.Allah evinizi, yüzünüzün akı olacak sizler gibi hayırlı evlatlarla taçlandırsın.

İkinizide tekrar yürekten tebrik ediyor, yanaklarınızdan öpüyorum.

 

Sevgilerimle,

 

Güngör Ekinci 

 

Bu kategorideki önceki yazılara ulaşmak için " ÖNCEKİ " butonunu tıklayınız

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Çiçeğe Durmuş Kiraz Ağaçlarını İzlemek Sizi de Mutlu Eder mi?

Merhaba, Yazdığım şiirler, yazılar, okuduğum kitaplardan yada biryerde duyup hoşuma gittiği için not ettiğim sözler birikince, keşke gazetede bir köşem olsa da bunları başkalarıyla da paylaşabilsem diye düşünmeye başlamıştım.Derken blog oluşturmaya karar verdim.Ben zevkle hazırladım.Umarım sizde bloğumda dolaşırken zevk alırsınız. Hepinize yakasına sevgi takılmış kocaman mutluluklar diliyorum. Sevgilerimle... Güngör Ekinci

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro