Kastamonu'ya hoşgeldiniz.
14/2/2009 -Kategori: SEYAHAT ANILARIM
Burada zincirleme bir arkadaşlık görmektesiniz.
Hatice benim arkadaşım, Demet Hatice'nin arkadaşı, Selin de Demet'in arkadaşı.
Benim yanımdaki arkadaşımız Demet, Hatice'nin yanındaki arkadaşımız da Selin.
Açıkcası ben Kastamonu’nun bu kadar çok özelliği olan bir şehir olduğunu gidince öğrendim.
Kastamonu da çok fazla tarihi bina, müze ve müzelerde de görülmeye değer çok fazla tarihi eser var. Memleketimizin heryeri ayrı bir tarih tabiki. Ama kısaca belirtmeliyim ki Kastamonu ilimizi mutlaka görmelisiniz.Kastamonu'nun el sanatlarını yansıtan eserlerini satış ve teşhir konaklarında, tarihimizi yansıtan eserlerini de müzeler de görebilirsiniz.

Kale
Kastamonu kalesine çıktığınızda tüm ili görebiliyorsunuz. Şehir merkezinde bulunan valilik binası Mimar Mehmet Efendi tarafından yapılmış. Önünde bulunan parkın içinde Kurtuluş Savaşını anlatan bir anıt var.Anıt Şerife Bacıyı ve savaşı sembolize ediyor.


Kale de yer alan bu toplar ramazan aylarında kullanılmaya devam ediyormuş.

ANIT
Şehit Şerife Bacı'nın öyküsü 1921-1922 yıllarında geçiyor ve kısaca şöyle. O sene kış çok sert
geçmektedir, tipi vardır. İnebolu'dan , Ankara cephesine cephane taşıyan kafilede bulunan Şerife Bacı, tipi altında Kışlaönü'ne kadar gelebilir. Cephaneleri askerlerimize teslim etmesine çok az mesafe kala, kağnısının üzerinde donarak ölür. Onu bulduklarında üzerinde buz kesmiş yorganı kaldırdıklarında ağlama sesi duyulur. Top gülleleri arasında gizlenmiş kundaktaki bebeğinin sesidir bu…

Kaleden Kastamonu görüntüleri




Şehir, ortasından geçen bir nehirle ikiye ayrılmış durumda.
Osmanlı Sarayı Konağı
Osmanlı Sarayı Konağı; 1868 yılında yapılmış. 1925 yılında Atatürk tarafından da ziyaret edilmiştir. O tarihlerde belediye sarayı olarak kullanılan saray şu an otel olarak işletilmekte olup, biz de bu konakda kaldık. Atamızın kaldığı konakda bulunmuş olmak hepimizi çok duygulandırdı.
Osmanlı Sarayı Konağı

Kaya Mezarları
Kastamonu ilimiz mağara turizmi bakımından da zengindir. Ben sadece Kaya Mezarlığını fotoğraflıyabildim.Bizans döneminde yapıldığı söylenen mezarın üç girişi olup içinde üç ayrı mezar odası bulunmaktadır.

Nasrullah Paşa Camii ve Şadırvanı, Osmanlılar tarafından yaptırılan en büyük camii ve şadırvandır. Söylenenlere göre burdan bir kere su içen kişi yedi kere daha Kastamonu’ya gelirmiş.Ben de içtim denedim, bakalım ne olacak.

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verir. Şimdiki Kastamonu Arkeoloji Müzesin yer aldığı binaya mareşal kıyafeti ile gelir.

30 Ağustos'da üzerini değiştirir, konuşmasını yapar ve kıyafet devrimini başlatır.

Atatürk'ün sağ tarafda gördüğünüz iki sütunun arasında konuşmasını yaptığını duyunca çok heyecanlandım gerçekten.
Ayrıca ilimizin yayla Turizmi bakımından da zengin olduğunu da rehberimizden öğrendik.
Dilimin döndüğünce öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmaya çalıştım arkadaşlar. Ben ilimizi gezerken keyif aldım, umarım siz de okurken benim kadar keyif almış olursunuz. Ama tabiki heryeri gidip yerinde görebilmek en güzeli.
Bu tatil hiç hesap da yokken çıktı. Hem öğretici, hem eğlendirici çok dolu iki gün geçirdik.Hepimize daha güzel niceeeeeeeee tatiller diliyor, sevgilerimi iletiyorum.
Güngör Ekinci
Aşağıda farklı müzelerde çektiğim bir kaç kareye daha yer vermek istedim. İyi seyirler dilerim.
El yazması Kuran-ı Kerim ve sabır tesbihleri
Sarılışları farklı anlamlara gelen kavuklar.
Peygamber efendimizin soy ağacı. Ama flaşlı fotoğraf çekmek yasak olduğu için
pek net çıkmadı.
Yine el yazması Kuran-ı Kerimler
Benim gibi şark evi sevenler bu fotoğraflara bayılacak.
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ANADOLU'NUN YÜCE DAĞI ILGAZ
11/2/2009 -Kategori: SEYAHAT ANILARIM
Sabah ki muhteşem kahvaltıdan sonra, önce eşyalarımızı konaklayacağımız Osmanlı Sarayı Konağına bıraktık ( Bu konakla ilgili detaylı bilgiyi yarın vereceğim). Sonra İçişleri Bakanlığı Dinlenme Tesisinde konaklamak üzere Ilgaz’a doğru yol aldık.
İçişleri Bakanlığı Dinlenme Tesisi
Kayak kıyafetinizi, diğer kayak malzemelerinizi, ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi tesisten kiralayabilir, özel hoca eşliğinde kaymayı öğrenebilirsiniz.
Dağın yüksekliği 1750 metreden 2600 metreye kadar ulaşmakta olup doğa severlerin çok keyifli vakit geçirebileceği Ilgaz Dağında trekking, snowboard, kayak, kampçılık, tırmanma, gibi her türlü doğa sporunu yapmak mümkün.
Ben karda yürümeyi bile pek beceremediğim için, kayak yapamadım ama teleseyije bindim. Yerden metrelerce yükseklik de olmak gerçekden çok keyifli.
Restaurant, bar ve kafelerde dinlenebilir, yeme içme ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Biz açık havada ızgara yapmayı tercih ettik.

Akşam tekrar Kastamonu’ya kalacağımız konağa dönüp gece için hazırlığımızı yaptık.Gece Toprakçılar konağında sazlı, sözlü yemeğimiz vardı.

Sol başta Selin, ben ve karşımda Hatice'cim
En güzel orkide’ler Kastamonu’da yetişirmiş.En güzel orkideden yapılan saleplerde Kastamonu’da içilirmiş.Ben de tadına baktım gerçekten nefisti.
Bu günlük de bu kadar, yarın Kastamonu’nun önemli yerlerini dolaşacağız, hepinizi bekliyorum bakın ona göre.
Şimdilik herkese sevgilerimi sunuyorum.
Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KASTAMONU - İZBELİ KONAĞI
11/2/2009 -Kategori: SEYAHAT ANILARIM
Merhaba dostlar,
Bildiğiniz gibi hafta sonu iki günlük Kastamonu- Ilgaz turuna katılmıştım.
Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat derler ama, tatilimiz öyle güzel bir kahvaltı ile başladıki, yediğimi içtiğimi de anlatmadan geçemeyeceğim.
Cumartesi günü Kastamonu’da bulunan İzbeli çifliğinde aşağıdaki fotoğrafdan da anlaşılacağı gibi muhteşem bir sofrada kahvaltı yaparak tatilimize başladık. Kastamonu’ya kadar gidip de İzbeli konağına uğramamak eksiklik olur gerçekten.
Konağı Sabiha teyzemiz işletiyor. Teyzemizin kayınvalidesinin kayınvalidesi, ülkemize işgal kuvvetlerinin yerleşmesinden sonra, işgal kuvvetlerine ülkemizi terk edin telgrafını çeken üç kadınımızdan birisi. Sabiha teyzemiz de geçen yıl Anadolu’nun en başarılı kadın işletmecisi seçilmiş.
Kendisi tatlı dilli, becerikli, aydın, ileri görüşlü, Müslüman bir Türk kadını. Sabiha teyzeyi, tanımalı, kahvaltılık çeşitlerini, etli ekmeğini, ve baklavasını mutlaka tatmalı, sohbetini dinlemelisiniz.
Yarın burada olursanız hepini Ilgaz’a götüreceğim beklerim efendim.
Sevgilerimle…
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kastamonu- İzbeli konağı fotoğrafları
11/2/2009 -Kategori: SEYAHAT ANILARIM
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DÖNDÜM CANLARIM DÖNDÜM :-)
28/7/2008 -Kategori: SEYAHAT ANILARIM
Merhaba canlarım,
Merhaba güzel Güngör’ün güzel ve değerli okuyucuları,
15 günlük bir aradan sonra huzurlarınızda olmanın mutluluğu ile hepinize sevgiler,saygılar…
Güzel bir tatilden sonra işte yine aranızdayım. Çok şükür Allahıma, bana yine umduğumdan da güzel bir tatil geçirip, dinlenip, eğlenmeyi nasip etti...“ABBAS YOLCU” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi iki haftalık iznimin ilk haftasını Didim’de, ikinci haftasını İstanbul’da geçirdim.
İstanbul’daki günlerimi kah çayır çimen geze geze (ooooyyyy oooyyy bu türküyü de çok severim), kah çarşı, pazar, arkadaş dolaşa dolaşa geçirdim. İş başı yapmadan denize doymak için bir kerede Riva plajına gittim. Sadece dün hiç bir şey yapmadım. Bir gün olsun dinleneyim bari dedim.
Cumartesi günü saçlarıma kızıl balyaj attırdım, izne çıkacağım hafta da modelini
değiştirmiştim zaten. Kahkül kestirip yanlarına kat verdirmiştim. Nasıl olmuşum? Yorumlarınızı bekliyorum…
İzne çıktığım ilk haftanın ilk gününün akşamı, Pazartesi akşamı yani, annemin kuzenini Florya’da yıldızların altında yapılan muhteşem bir açık hava düğünü ile evlendirdik.( Bu arada mutlu çiftimizi bir kez daha kutluyorum). Bu nedenle Salı akşamı yola çıktık. Çıktık diyorum,tatilimde bana canım annem eşlik etti. Anneme “seninle bu yaz jübilemi yapıyorum, içimden tatlı bir ses seneye balayına gideceğimi söylüyor “ dedim.Valla, sanki yakın bir zamanda birini seveceğim de 2009 yılının Ağustos ayında evleneceğim gibi geliyor bana. Neyse, ben hadi hayırlısı diyeyim, siz amin deyin geçelim şimdilik…

Çarşamba sabahı Didim Hotel Family 'deydik. Buraya üçüncü gidişim. Her gidişimde güzel dostluklar edinerek döndüğüm mekanı, ilk gidişimde kendisi ile dost olduğum sevgili kardeşim Haydar Tektaş işletiyor. İlgilenenler olabilir düşüncesi ile Hotelle ilgili bilgilere ayrıca yer vereceğim.

Kahvaltımızı yapar yapmaz annemle kendimizi Altınkum plajına attık. Altınkum, altın sarısı kumu, çarşaf gibi denizi ile adının hakkını veriyor. Burayı bir kez bile dalgalı görmedim. Benim gibi kendisini küvette bile boğmayı başarabilecek yunuslar için harika bir yer. Ne kadar giderseniz gidin su boyunuzu geçmiyor. Deniz üç gün soğuktu. Diğer üç gün ılık olup yine tam bana göreydi. Yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramış olan beldemizde turistlerin yerli mi yabancı mı olduğunu anlamak öyle kolayki. Yerli bayan turistlerimizin hepsinin boynunda, ucunda başım kadar altın olan kolyeleri var, kollarında da en az 5 -6 tane burgulu bilezik. Yabancı bayan turisteri de bacaklarından ayırt edebiliyorsunuz, çünkü bacak boyları benim tepeden tırnağa boyum kadar. Erkek turistleri de sırtlarından ayırmak mümkün. Yabancı erkeklerin sırtları tuhaf şekiller içeren dövmelerle dolu, bizimkilerin sırtı ise kıllı.


Doğal olarak fotoğraflarımı anneme çektiriyorum. Canım annem dijital makineyle çekerken biraz zorlandı tabiî ki. Şöyle çek, şu düğmeye uzun bas, tamam makine kendi ayarlar derken sağ olsunlar Adnan ve İbrahim beyler annemin imdadına yetişip isteğim fotoğrafları çektiler. Güler yüzlü arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ebru ve ben,
Ekin ve ben,
Yukarıdaki iki fotoğrafın, üçümüzünde güzel kızlar olması dışında şöyle hoş bir özelliği daha var ki, üçümüde Kars’lıyız. Evet, nasıl bir enerji yayıyorsam hemşerilerimi kendime çekerim. Hotel de de kural değişmedi, yemekten sonra havuz başında yapılan muhabbette hemşeri olduğumuzu fark ettik ve arkadaş olduk. Ekin İzmir’ de, Ebru İstanbul’da yaşıyor, telefon numaralarımızı aldık görüşeceğiz inşallah.

Akşamları sadece sobet etmedik tabiî ki, eğlenmeye gelmiştik ve hakkını verdik. Bazen sevgili Ali saz çaldı, türkülerle ona eşlik ettik, bazen CD çalıp halay çektik, vur patlasın çal oynasın eğlendik...


Yunusları görmüşken bir türlü yunus gibi yüzmeyi öğrenemeyen biri olarak, hemen durup bu anı ölümsüzleştirdim tabiî ki. Ben de su fobisi var arkadaşlar. Marmara üniversitesinin kursuna bile gittim, hoca da şaştı halime. Ama elimden yüzme tahtasını bırakamıyorum işte. Kardeşim Gökhan elimde bir şey olmadan yüzmeye çalıştığım halimi görünce “ ya abla, öyle komik boğuluyosun ki, boğulurken karşındakini de gülmekten öldürürsün sen “diyor, düşünün artık nasıl debelendiğimi.
Yunus parkındayım.
Didim’e kadar gitmişken Apollon Tapınağına gitmemek olur mu hiç.
Didim' in girişinde, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı karşılar sizi. Yunan dünyasında Apollon Tapınağı'nı boyutları bakımından önemli bir farkla geride bırakacak herhangi bir tapınak yoktur. Didyma adı Yunanca'dan değil, Anadolu dillerinden kaynaklanır. Rastlantı olarak Yunanca " ikizler " anlamına gelen didymi sözcüğüne benzemesi, Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis' le ilişkili olduğu sanısını uyandırmaktadır M.Ö. 6. yy tarihlenen bu heykellerden bir çoğu 1858 yılında Newton tarafından British Museum' a gönderilmelerine kadar orijinal yerlerinde kalmışlardır. Çoğu Arkalik döneme ait dik bir biçimde oturan figürleri betimler. Bazıları yazıtlıdır. Kutsal yol heykelleri arasında bir aslan ile bir sfenks heykeli de vardır. Bu heykellerin orijinalleri olmasa da yerlerine kopyalarının bile konması bir önem taşımaktadır.
İlkçağda, kehanette bulunma ve olayları önceden görme yetisinin, kökeni Hititler'e kadar inen bir Anadolu Tanrısı olan Zeus ve Leto'nun oğlu güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı Apollon tarafından insanlara verildiğine inanılırdı. Anadolu'nun birçok yerinde, bu tanrıya adanmış tapınaklar bulunur ve buralardaki rahiplerle rahibeler, tanrıya aracılık ederek, kendilerine danışmaya gelenlere, gelecekten haber verirlerdi.
Veeeee işte Apollon Tapınağında bir sekizinci harika....


Bir elimde bereket tanrıçası diğer elimde kötü düşüncelileri bakışları ile taşa çeviren Medusa.
İşte dostlar, hoş sohbetler, tatlı anılar, güzel dostlar biriktirerek bir tatili daha geride bıraktım.Yaşadıklarımı, dilim döndüğünce, kalemim yettiğince sizlerle de paylaşmaya çalıştım.Benim açımdan güzel ve keyifli bir tatildi. Fotağraf çekme sıkıntısını saymasak annem de çok eğlenmiş.

Daha güzeli, en güzeli sizin olsun diyerek, hepinize keyifli, her şeyin yolunda gittiği bir hafta diliyor, sevgilerimi sunuyorum,
Güngör Ekinci
Bu kategorideki önceki yazılara ulaşmak için " ÖNCEKİ " butonunu tıklayınız.
Yorum (7) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı



















