İPLER KOPMAK ÜZERE :-(

17/11/2009 -Kategori: YAZILARIM

 

Merhaba arkadaşlar,

Son bir haftadır çok fazla yazı yayınlamadığımı sizler de fark etmişsinizdir.

Aslında  yazı yayınlamıyor değil, yayınlayamıyorum desek daha doğru olur. Çünkü blogcunun arka tarafı çok karıştı. Bir haftadır çözmeye çalışıyorum ama çözdükce dolaşıyor. Yardım masasına  gönderdiğim mesajlarıma lütfedip henüz geri dönen olmadı.

 

Anasayfadaki bazı değişiklikleri sizler de fark etmişsinizdir zaten. Buradan, yani arkadaş listemden ve bağlantılarımdan  takip ettiğiniz bloglar da vardı biliyorum. Şimdi yoklar çünkü değişiklik sırasında silinmişler ve yeniden yükleyemiyorum…

ve daha başka bir sürü sorun…

 

Bu blog ilk göz ağrım ve çok emek verdim, onun için biraz daha sabretmek istiyorum. Ama böyle giderse başka bir bloğa taşınabilirim.Neyse gelişmelerden sizleri tabiî ki haberdar edeceğim.

 

Şu yardım masasına bir mesaj daha atayım bakalım.

İnşallah blogcudaki düğümü çözmek, ipleri kopartmadan  nasip olur.

 

Hepinize koooccaman sevgilerimi gönderiyorum.

Güngör Ekinci

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bir BOZUK DÜZEN bu kadar güzel anlatılır.

15/11/2009 -Kategori: YAZILARIM

Herkese merhaba arkadaşlar,

Nasıl geçti bakalım hafta sonunuz? Umarım herkes iyidir ve hayatınızda herşey yolundadır. Benim güzel geçti çok şükür. Cumartesi akşamı Merzifon'dan gelen sürpriz misafirlerimizle harika bir akşam geçirdik önce.  Pazar sabahı da ziyaretimize geleceğini  söylemek için arayan bir akrabamızın telefonu ile uyandık. İkramlıkları hazırlama telaşı ile başlayan günümüz, samimi ve  eğlenceli sohbetlerle devam etti, keyifli bir yorgunlukla son buldu.

 

Duymayanlara duyurmuş olalım, Ekim de tiyatrolar perdelerini açtı. Birbirinden güzel oyunlar var haberiniz olsun. Ben de Cumartesi günü perdelerimi açtım nihayet :-) Haldun Taner sahnesinde harika bir oyun izledim.

 

Adı : BOZUK DÜZEN

 

Eser, Dikili’de meydana gelen deprem felaketinin sonrasında, mutlu mesut yaşadıkları kasabalarından, her şeylerini satıp büyük şehre göç eden altı kişilik bir ailenin hüzünlü hikayesinden oluşuyor.Babalarını göçden kısa bir süre sonra kaybetmişler. Anne, durumu hergün kötüye giden ve hastanede tedavi gören bir karakter olarak işleniyor.

 

Birbirleri için her türlü fedakarlığı göze alacak kadar birbirlerine bağlı dört kardeşin, büyük şehrin getirdiği çaresizlikler sonucunda yaşadıkları sıkıntılar ancak bu kadar güzel anlatılır. 

 

 

Oyunda yok yok aslında;
Aşk da var nefrette,
Fedakarlıkda var ilgisizlikde,
Alkolde var ihanette
Zengiz kızda var fakir oğlanda :-) ...


Bütün duygular sahneye, ordanda izleyiciye o kadar güzel aktarılıyor ki buradan okumayla olmaz, mutlaka gidin yerinde görün derim. Oyun iki perde olup 2 saat 45 dakika sürüyor.

 

Harika bir dekor, tam yerine oturan müzikler, ayakda alkışlanmaya layık oyuncular.
Sonuç mu? İyiki gitmişim dedirten bir oyunun ruhunuzda kalan hüzünlü lezzeti.

Oyunun yazarı : Güner SÜMER
Yönetmeni : Burteçin ZOGA,
Oyuncular: Aziz Sarvan, Gürol Güngör, Berrin Koper, Yılmaz Meydaneri, Demet Bozkaya, Gün Koper, Selin İşcan,Perihan Savaş, Uğurtan Atakan, Ahmet Özaslan, Çağlar Polat, Enes Bazak.

Tabiî ki arka planda ismini yazamadığım daha bir çok isim var. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

 

               

Benim için şahane bir Cumartesi günü keyfi oldu, sizlerle de paylaşmak istedim.

Tiyatro severlere tavsiye ederim.

 

Sevgilerimle,

Güngör Ekinci

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HERGÜN DAHA ÇOK ÖZLÜYORUM

9/11/2009 -Kategori: YAZILARIM

Atam,

Aradan 71 yıl geçti.

Acımız ilk günkü kadar taze...

Özlemimiz artarak büyüyor...

 

 

Onu açtığı yolda, kurduğu ülküde, gösterdiği amaçta hiç durmadan yürüyeceğimize and içerek saygı, sevgi, şükran ve rahmetle anıyoruz.

Ne mutlu Türküm diyene.

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

TÜYAP'DA BİR KİTAP KURDU

8/11/2009 -Kategori: YAZILARIM

25 Ekim tarihli yazımda da belirttiğim gibi 31 Ekim - 8 Kasım 2009  haftasında Tüyap’da kitap fuarı vardı.  Böyle güzel bir etkinliğin sadece bir hafta sürmesi ve İstanbul’dan bu kadar uzakda ( Beylikdüzü ) olması gerçekten üzücü ve yorucu. Buna birde Domuz gribi faktörü eklenecek olursa,  üzücü, yorucu ve endişe verici oldu aslında ama değdi. Cuma gününden itibaren bağışıklık sistemimi güçlendirici ilaçlar aldım, internetten nasıl gideceğimi öğrendim,sabah 10:30 da yola koyuldum, 14:00 da fuardaydım.

Ziyaret edeceğim standları  ve imza günü olan yazarları önceden belirlemiştim zaten,ama bu kadar izdiham olacağını hiç düşünmemiştim açıkcası. Kitaplarda da kaçırılmayacak süper indirimler vardı. Elimde fuar alanı yerleşim planı krokimle standlar arasında keyifle koşturdum durdum gün boyu. 

               

Saat 14’de fuarda olduğum için soluğu önce Neden Kitap'ın standında aldım. Naşide hanım ( Naşide Gökbudak) bütün asaleti ve zarafeti ile geldi. Gülümseyerek kitaplarını imzalamaya başladı. Çok tatlı bir ses tonu ve konuşma tarzı var. Hani bazı insanların sohbetine doyamazsınız, hep konuşsunda siz dinleyin istersiniz ya öyle işte.

 

Bu arada Naşide hanım yeni kitabını resmi web sitesinden yazacak ve sekizinci bölümden sonra okuyucuları da kitaba katkı sağlamaya çalışacak. Bende şansımı deneyeceğim, gelişmeleri bildirirm size de.

 

Turgut Özakman’a kitabımı imzalatmak için Bilgi yayınevinin standına gelince gözlerime inanamadım. Yarım saat içinde burası nasıl böyle ana baba gününe dönmüş anlamadım. İnanın abartmıyorum, sıraya girsem iki saatden önce bana sıra gelmesi mümkün değil yani o derece. Aslında şaşırmamak lazım, çünkü Cumhuriyetimizin en önemli yazarlarından biri o.

Kitabımı başka bir etkinlikde imzalatmaya karar vererek Everest Yayınlarına koşturdum sonra.  Amacım mavi gözlü kraliçem Ayşe Kulin’e kitabımı imzalatıp, iki çift de laf edebilmek, hayranlığımı dile getirebilmekdi. Sevilmek, kabul görmek ne güzel şey Allah dedim kendi kendime. Bana sıra gelmeyeceğini bile bile sıraya girdim. Hayran hayran kendisini izledim bir süre. Birgün insanların benim de imza günümü takip etmeleri için çok dua ettim içimden. Sonra istemeden sıradan ayrıldım.

Sadece yukarıdaki fotoğrafını çekebildim anı olsun diye.

Daimi okuyucularım hatırlayacaktır adına vurulduğum bir kitap vardı hani; Yüreğim Seni Çok Sevdi. Yüreğimin çok sevdiği yazarlardan sevgili Canan Tan’ın da imza günüydü o gün.

Canan hanımla birbirimize sevgilerimizi iletebilmek, kitap imzalatabilmek nasip oldu ne mutlu ki. Şunu da hemen belirteyim, Canan hanım kitap kapaklarındakinden daha da alımlı.Hikaye kitaplarını imzalatmaya gelen çocuklara da ayrı ayrı sevgi sundu.

Veee Üstün hoca.
Televizyondaki samimi halinden hiç farklı değil biliyor musunuz. İnsan ilişkileri tabiki harika. Pozitif bir enerjisi babacan bir tavrı var.

Tüyap’ın imza günü listesinde 7 Kasım tarihinde Can Dündar ve Sunay Akın’ın da isimleri vardı. Gidince öğrendimki Can Dündar aslında bu yılki etkinlikde yokmuş ama buna rağman Tüyap sitesinde var gibi gösterip okuyucuyu yanıltmış.  Hatta İmge yayınevinin standındaki yetkililerden öğrendiğim kadarı ile yayınevi olarak bu durumu Tüyap’a bildirimişler ama Tüyap düzeltme yapmamış. Diğer bir konuda Sunay Akın’la ilgili. Sunay Akın’ın imza günü de 8 Kasıma alınmış ama bununla ilgili de siteden hiç bir bilgilendirme yapılmamış. Elimde kitaplarımla kalakaldım iki standında önünde. Tüyap’ın bu davranışının canımı sıkmasına izin vermedim tabiki. Şikayetimi dile getirip ayrıdım iki standtan da.

 

Kitaplarla daha da iç içe olabilmek için neredeyse kitap kurduna dönüşmeyi isteyecek benim için çok, çok keyifli bir gündü gerçekden. Hava bile kitap severlerden yanaydı. Kasım ayında yazdan kalma bir gün vardı İstanbul’da.

 

Sevgili okuyucularım lütfen aşağıdaki duama amin dermisiniz; 

“ Allahım benim de ülkemin, sevilen, kabul gören yazarlarından biri olmamı nasip et” Amin.

Hepinize teşekkür ediyor, sevgilerimi  gönderiyorum.

İyi haftalar.

Güngör  Ekinci

Yorum (11) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

EN BÜYÜK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

29/10/2009 -Kategori: YAZILARIM

 

29 Ekim 1923

Cumhuriyetimizin 86. Yılı  Kutlu Olsun...

İnsan hiç tanımadığı, görmediği birini bu kadar çok sever, bu kadar çok özler mi ?

Evet, sever ve özler…

Ben seviyorum ve özlüyorum…

Bugün kendi topraklarımızda, hür, bağımsız, güvende,  demokratik şartlar altında yaşayabiliyorsak,  herkes kabul etmelidir ki bunları ona borçluyuz…

Hatta bir yerde okuduğum ve aynen kabul ettiğim gibi " Türkiye  her şeyini Atatürk'e , Atatürk'ü Allaha borçludur...

Ulu önderimiz Ata'mızı, tüm silah arkadaşlarını, tüm gazi ve şehitlerimizi, saygı, şükran ve rahmetle anıyorum. Bu ülkede yaşamaktan, Ata'mın çizdiği yoldan, gösterdiği hedeflere yürümekten, “ fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür”  bir Türk vatandaşı  olarak gurur duyuyorum.

Bütün savaşlardan açık alınla çıkan biz çılgın Türklere ve Türk dostlarına  selam olsun…
En büyük bayramımız kutlu olsun…

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Çiçeğe Durmuş Kiraz Ağaçlarını İzlemek Sizi de Mutlu Eder mi?

Merhaba, Yazdığım şiirler, yazılar, okuduğum kitaplardan yada biryerde duyup hoşuma gittiği için not ettiğim sözler birikince, keşke gazetede bir köşem olsa da bunları başkalarıyla da paylaşabilsem diye düşünmeye başlamıştım.Derken blog oluşturmaya karar verdim.Ben zevkle hazırladım.Umarım sizde bloğumda dolaşırken zevk alırsınız. Hepinize yakasına sevgi takılmış kocaman mutluluklar diliyorum. Sevgilerimle... Güngör Ekinci

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro